Garanticilik

Hayatın her alanında, her saniyesinde risk alınabilecek noktalar karşımıza çıkar ve kimi insan bu noktalarla karşılaşmaktan hoşnut kalırken, kimileri ise bir adım daha atmaktan çekinir, geride durmayı tercih eder. Yapılan bu tercihlere, kazanç ya da kayıp yaşamadan olduğu yerde devam etmek istemek amacıyla yapılması sebebiyle, garanticilik denmesi gayet makuldür. Esas soru şu: Garanticilik insana ne kazandırır ya da neler kaybettirir?

Bu tartışmaya her iki taraftan da bakabilmek, her iki tercihi yapan insanları da anlayabilmek gerekir çünkü bazen böylesine durumlarda karar vermek kişiden çok bulunduğu ortamın şartlarına bağlıdır. Önce sadece kişinin kendi karakterine bağlı olduğu durumları konuşalım. Bir insan neden risk almaktan kaçınır, kazancın yüksek olabileceği durumlardan kendini esirger? Cevap çok basit, bilinmezliğe olan korkudan dolayı. İnsan beyni çok basit çalışır; bilmediği, deneyimlemediği herhangi bir olay veya kişi karşısında korku içinde kalır ve çözüm üretme yoluna girer, örnek ise yine çok basit: yeni bir insanla tanışmak. İnsan beyni tanışma esnasında siz fark etmeseniz de korku esnasında yaşadıklarınızla aynı evreyi yaşar, merak ve korku sonu olmayan bir döngü içerisinde bulunur ve kişi bu döngüyü kırmadıkça tanışma evresi daha da hızlanır. İşte bu da bir nevi risk almaya denktir, insan bu döngüden kaçınmadıkça korku merakı, merak da korkuyu getirir. Peki garantici olmak bunun neresinde diyecek olursanız, yine aynı örnek üzerinden konuşmak gerekirse; hayatına yeni bir insan sokmanın kişi üzerinde bir yük olacağını düşünüp az önce yazdığım tüm döngüden kaçınmak garantici olmak anlamına gelir. Teoride aslında bu da yanlış bir yöntem olmadığı gibi, kimi zaman da gerçek anlamda insanı ağır yüklerden de kurtarabilir. Bu örnek tamamen iki insan arasındaki ilişkiden ibaretti ki psikolojinin bu kadar dahil olacağı bir durum dışında başka örneklerden de bahsetmek gerekir. Çoğu zaman; okulda, işte, evde verilecek bir kararın sonucu olarak çok büyük kazançlar elde edebilme şansı veya o karar sonunda bulunduğunuz konumu kaybetmek, küçük kayıplar yaşamak gibi sonuçlar elde edebileceğiniz durumlar olabilir. Bu da bizi “büyük risk, büyük kazanç” cümlesiyle baş başa bırakıyor.

Peki nedir bu “büyük risk, büyük kazanç”? Maalesef deneyimlediğim kadarıyla bu cümle doğruluğunu koruyor, bu cümledeki şartların dışında büyük kazancın elde edilmesi durumu sadece şansla açıklanabilir gibi duruyor. Bir kazanç elde edebilmek için çoğu zaman insanın kendinden de feda etmesi gerekebiliyor; belki zamanını, belki parasını, belki enerjisini hatta belki duygularını feda etmesi gerekebiliyor. Bence insanı en zor durumda bırakan da budur zaten, sabretmek ve kimi zaman vazgeçebilmek. Susmak ve beklemek bir insana verilebilecek en büyük cezadır belki de. Gelin görün ki insanın bazen böyle durumlara katlanması gerekiyor ki yeniden kalkıp yoluna devam edebilsin. İnsanın en karmaşık varlık olduğuna dair diğer bir kanıt da işte buradan geliyor. Anlık bir durum içerisinde hangi durumun kazanç hangi durumun kayıp olduğunu en rasyonel insanlar bile en optimal şekilde hesaplayamıyor, sebebi ise çok basit: insanlığın denkleminde sonsuz sayıda bilinmeyen var ve bir insan ömrü her bir bilinmeyeni bulmaya hiçbir zaman yetmiyor.

İşin özü, bir insanın elinden geldiğince garantici olup denklemdeki bilinmeyen sayısını arttırmamasını anlayışla karşılıyorum fakat şahsi görüşüm ise garanticiliğin insana hiçbir şey kazandırmadığı gibi evren ölçeğinde baktığımızda saniyelerden bile daha kısa bir süreye denk gelen insan ömrü için garantici olmanın hepimizin ruhundan bir şeyleri eksilttiği kanaatindeyim.

--

--

BSc in Physics Engineering, ITU, Gmail: akadaumutcan@gmail.com

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store