Zaman eşsizdir

İçinde bulunduğumuz bu an; ben bu yazıyı yazarken, sizler okurken; bundan 10 saniye öncesi, 1 ay sonrası, her biri tamamen eşi benzeri görülmeyen ve bir daha da görülemeyecek olan yaşamlarımızın birer kesitidir. Dünya ve hatta bildiğimiz evren üzerinde taklit edilemeyecek tek şey zamanın ta kendisidir. Hiçbir şeye gereksinim duymaz, hiçbir şeyden etkilenmez, yönünü değiştirmez ve tanıkları, sayanları, göstergeleri olsa da olmasa da ilerlemeye devam eder. İnsanlık olarak zaman denen bu olguyu tarihler ve çağlar boyunca sürekli hangi şekilde olursa olsun ölçmeye hatta kontrol etmeye çalıştık. Bunun üzerine müzik, edebiyat, koca bir sanat geliştirdik, hepsinin bir sebebi vardı: zamanı anlamak.

Her bir birey, dünyaya geldiğinden beri içten içe etrafında olup bitenleri kontrol etmeyi ister, kimilerinde bu durum mükemmeliyetçi olmaya kadar uzanırken kimilerinde ise bu kontrol isteği sadece kendi küçük alanını kapsamaya devam eder. Elbette ki insandaki bu kontrol mekanizması yanında başka bir isteği getiriyor: etrafındakileri anlayabilmek. Bunun çok basit bir sebebi var, biz insanlar anlayamadığımız kişiler, olaylar, nesneler için fikir üretmekte, analiz yapmakta yavaşlık ve birtakım sorunlar yaşarız. İşte işin özü de buraya dayanıyor, etrafta olup bitenleri kontrol edebilmek adına önce onları anlama yeteneğine sahip olunmalıdır. “Zamanı anlamak” isteği de buradan geliyor, önce anlamak ardından da onu kontrol edebilmek, asırlar boyu her insanın — en azından kendi zamanı için — en büyük arzusu olmuştur.

Peki ya gerçekten zamanı kontrol edebilmek mümkün mü? Olabildiğince fizik dünyasını yazıya dahil etmeden bu soruyu etraflıca düşünelim. Kimi zamanlar, sanki akrep ve yelkovan hiç ilerlemiyormuş gibi gelirken kimi zaman da yaptığınız işi ne zaman başladığınızı bile hatırlamadan bitirmiş olursunuz. Aslında bu durum fiziksel açıklamayı gerektirmez, bu durum sadece insan psikolojisi ve odaklanmasıyla alakalıdır. Temelde şöyle özetleyebiliriz, insan zevk aldığı ve huzurlu hissettiği bir iş veya kişilerle birlikte ise zaman kontrolünden mahrum kalır, zamandan bağımsız bir nesneye dönüşür. Aksi durumda ise her geçen saniye kişinin adeta gözetimi altında olur ve kişi yoğun bir kontrol hissine kapılır, bu da insanın bir anlamda saatin yavaş aktığı hissine kapılmasına neden olur, çünkü kişi geçen her saniyenin farkındadır.

Bu farkındalık insana her zaman monoton ve sıkıcı bir hayat mı vaat eder? Bu sorunun cevabı bizi yazının başlığına ve ilk paragrafına götürüyor. Benim düşünceme göre hepimiz yaşadığımız her saniyenin farkında olmalı ve iyi ya da kötü kendimize bir şeyler katabilmeliyiz. Bu düşüncenin arkasında yatan fikir çok basit: zaman eşsizdir. Olaylar taklit edilse, yeniden yaşansa dahi içinde bulunulan zaman hiçbir zaman aynısı olmayacak çünkü evrende o anın getirdiklerini veya götürdüklerini yeniden yaşatacak hiçbir mekan, kişi veya nesne yok. İnsanın hayatı yaptıkları ya da yapamadıkları yüzünden pişmanlıklarla dolu olabilir ama unutulmaması gereken tek şey zaman ismi verilen bu metronun sadece tek yöne bilet sattığı, bu sebeple durulan her durakta yeteri kadar vakit geçirdiğinize mutlaka emin olun zira o durakta bir daha inemeyeceksiniz.

--

--

BSc in Physics Engineering, ITU, Gmail: akadaumutcan@gmail.com

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store